Sevgili kullanıcılar! Sitedeki tüm materyaller diğer dillerden çevirilerdir. Metinlerin kalitesi için özür dileriz, ancak onların yararına olacağını umuyoruz. En iyi dileklerimle, Site yönetimi. E-mail: admin@trmedbook.com

Endişeli hissetme? Bağırsak bakterileriniz suçlanabilir

Hepimiz bir noktada endişe yaşarız; Bir iş görüşmesine ya da ilk bir tarihe kadar, bağırsaktaki bu sinir hissi çoğu zaman geçerli olur. İlginç bir şekilde, yeni bir çalışma, endişe söz konusu olduğunda, bağırsakların önemli bir rol oynayabileceğini öne sürmektedir.

bağırsak bakteri bir örnek

Araştırmacılar, farelerde bağırsak bakterilerinin yokluğunun, anksiyete ve depresyonda rol oynayan beyin bölgelerindeki mikroRNA’ların (miRNA’lar) ifadesini değiştirdiğini bulmuşlardır.

İrlanda Cumhuriyeti Koleji Cork’taki APC Mikrobiyoloji Enstitüsü’nden eş-yazar Dr. Gerard Clarke’ı inceleyin ve meslektaşları son zamanlarda bulgularını dergide bildirdiler.

Bu, bağırsak bakteri ve anksiyete arasında bir bağlantı olduğunu gösteren ilk çalışma değildir. Örneğin, 2015 yılında bildirilen bir çalışma, erken yaşamda stresin, daha sonraki yaşamda anksiyete riskini artırabilecek şekilde bağırsak bakterilerini değiştirebileceğini bulmuştur.

Ancak, bağırsak bakteri ve kaygı arasındaki olası bağlantı hangi mekanizmalar altındadır? Clarke ve ekibinin yeni çalışması ışığın dökülmesine yardımcı oluyor.

Gut bakteri ve miRNA’lar

Bulgularına ulaşmak için, araştırmacılar üç farklı bağırsak bakteri durumu olan farelerin gruplarını analiz ettiler:

  • Mikroorganizmalardan arınmış bir ortamda yetiştirilmesinden dolayı bağırsak bakterisi olmayan mikropsuz fareler
  • Daha sonraki hayatta bağırsak bakterileriyle kolonize olmuş olan mikropsuz fareler
  • Normal şartlarında yetiştirilen normal bağırsak bakterisi olan fareler

Ekip, mikropsuz koşullarda yetiştirilen farelerin, anksiyete, depresyon, sosyallik sorunları ve kognitif bozukluklar gibi belirtiler geliştirmede daha olası olduğunu belirtmektedir.

Çalışma kapsamında, ekip, bağırsak bakterilerinin yokluğunun kemirgenlerin beyinlerinde miRNA’ları nasıl etkilediğini incelemiştir. miRNA’lar, gen ekspresyonunu düzenleyen küçük RNA molekülleridir.

Spesifik olarak, araştırmacılar, her bir bağırsak bakteri durumundaki farelerin amigdala ve prefrontal korteksinde hangi miRNA’ların bulunduğunu saptamaya çalışmışlardır.

Konvansiyonel farelere kıyasla, araştırmacılar, mikropsuz farelerin, amigdalada – duygusal süreçte yer alan beyin bölgesi olan 103 miRNA’larda ve prefrontal kortekste miRNA’larda 31 değişiklik olduğunu gösterdi. Diğer işlevler arasında davranış, planlama ve dürtü kontrolünde.

Daha önemlisi, araştırmacılar bakteriyi daha sonraki yaşamda mikropsuz farelerin bağırsaklarına soktuklarında, amigdala ve prefrontal korteks içindeki miRNA’lardaki bazı farklılıklar ortadan kalktı.

Bu nedenle, ekip normal miRNA düzenlemesi için sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunun gerekli olduğunu tahmin etmektedir.

Clarke, “Gut mikroplar, amygdala ve prefrontal kortekste miRNA’ları etkiliyor gibi görünüyor” diyor. “Bu önemlidir çünkü bu miRNA’lar, merkezi sinir sisteminin işleyişinde ve amigdala ve prefrontal korteks gibi, anksiyete ve depresyonda ağır bir şekilde rol oynayan beyin bölgelerinde işlev gören temel fizyolojik süreçleri etkileyebilir.”

Psikobiyotiklere giden yol?

Ek olarak, araştırmacılar, bağırsak bakterileri antibiyotiklerle zayıflatılmış yetişkin sıçanların beyinlerini değerlendirdi.

Bu farelerin miRNA’larının mikropsuz farelerinkiyle karşılaştırılabilir olduğunu bulmuşlardır. Bu, erken yaşamda normal bağırsak bakterilerine sahip olmasına rağmen, yetişkinlikte bağırsak bakterilerine yapılan değişikliklerin, miRNA çeşitliliğini kaygıyı artıracak şekilde etkileyebileceğini göstermektedir.

Ekip, bağırsak bakteri ve anksiyete arasındaki bağlantı hakkında kesin bir sonuç çıkarabilmeden önce daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Araştırmacılar, şu anda ABD’de 40 milyondan fazla yetişkini etkileyen kaygı bozuklukları için potansiyel bir tedaviye maruz kalmış olabileceğine inanıyor.

“Bu, erken evreli bir araştırmadır, fakat bağırsak mikrobiyotalarını hedefleyerek, mesela belirli beyin bölgelerindeki miRNA’lar üzerinde istenen etkiyi gerçekleştirme olasılığı – örneğin psikobiyotik kullanarak – çekici bir olasılıktır.”

Gerard Clarke

Like this post? Please share to your friends: